YEŞİLLER VE KÜRTLER (1) Drucken
Geschrieben von: Erkiner   
Samstag, den 13. November 2010 um 10:04 Uhr

Engin ErkinerAlmanya’da Yeşiller son birkaç ayda büyük bir yükseliş göstererek oylarını yüzde 20’nin üzerine çıkardılar ve ülkenin ikinci büyük partisi olan Sosyal Demokrat Parti’ye neredeyse yetiştiler.

Kamuoyu yoklamalarında ortaya çıkan yeni oy oranları sabit kalır mı, bilinmez. Bilinen, her durumda Yeşiller’in büyük bir yükselişe geçmesidir. Bu nasıl oldu? Almanya toplumunu sarsan üç önemli olay, Yeşiller’in hızla yükselmesini sağladı denilebilir.

Birincisi; Sarrazin olayıdır.

Merkez Bankası eski yöneticileri arasında bulunan ve SPD üyesi Sarrazin’in Müslüman göçmenlere yönelik görüşleri toplumda önemli bir tartışma yarattı. Göçmenlerin en fazla desteklediği parti olan SPD, Sarrazin konusunda onların beklentilerine cevap veremedi. Ne yapacağını şaşırdı. Bir yanda Müslüman göçmenlerin Sarrazin’in partiden ihraç edilmesi beklentisi vardı, öte yanda ise, “Almanya Kendini Yok Ediyor” adlı kitabı yaklaşık bir Milyon satan Sarrazin’e partiden ve toplumdan gelen önemli bir destek vardı.

SPD bu iki karşıt beklenti arasında ne yapacağını bilemedi ve genel geçer açıklamalarla konuyu geçiştirmeye çalıştı.

Sarrazin’in görüşlerini büyük oranda reddedebilirsiniz, ama önemli bir konuda açık konuştuğunu yadsıyamazsınız.

“Almanya Müslüman göçmenlerle ne yapacak?”

Bu soru geniş bir kesimi rahatsız etmekte ve cevap aranmaktadır.

Doğruya yakından saçma sapana kadar çok sayıda cevap var.

En kötüsü hiç cevap vermemektir ya da insanların yıllardır bildikleri ve çözüm olmadığı açık olan saptamaları genel geçer bir söylem içinde tekrarlamaktır.

SPD bu konuda yanlış bile yapamadı ve göçmen kökenli destekçilerinin bir bölümünü Yeşiller’e kaybetti.

İkincisi; beklenmedik bir olayda doğru yönde tavır aldı. 

Bu olay, Stuttgart 21 adı verilen büyük proje ve kent halkının buna karşı gösterdiği direniştir.

Stuttgart ve çevresinin çehresini önemli oranda değiştirecek bu proje kent halkından onay alamadı.

Proje her şeye rağmen sürdürülmeye çalışılınca ve gerekli yıkım çalışmaları başlayınca kentte önemli bir protesto dalgası yükseldi. Polisle çatışmalar yaşandı ve Stuttgart 21 projesi kısa sürede Almanya’nın genelini ilgilendiren bir boyut kazandı.

O kadar ki, sağcı eyalet hükümeti –aynı politik içerikteki federal hükümetin de onayıyla- projeyi durdurarak bir arabulucunun vasıtasıyla uzlaşma aramaya yöneldi.

Hıristiyan Demokratlar’ın eski “akil adam”larından sayılan arabulucu Geissler, olayın özünü tek cümlede açıkladı:

“Halkın görüşünü almadan büyük projelere yönelme dönemi bitmiştir.”

Yeşiller, başlangıçta kimsenin ilgilenmediği Stuttgart direnişi içinde aktif olarak yer aldılar ve bu tutumlarının ülke çapında etkisi oldu.

Üçüncüsü; Fransa’dan gelen radyoaktif atıkların Gorleben’de depolanmasına karşı gösterilen direniştir.

Nükleer santrallara ve radyoaktif çöplerine yönelik protesto ilk kez yapılmıyor.

Son yirmi yılda gittikçe küçüldüğü düşünülen bu protestonun yeniden yükselişe geçtiği görüldü.

Otuz yıl öncesinden farklı olarak şimdi herkes çevreci oldu ama, bu alan halen büyük oranda Yeşiller’in tekelinde bulunuyor.

Bu alandaki her gelişme, her protesto politik olarak öncelikle Yeşiller’e yarıyor.

Haftalık Die Zeit gazetesinde, Yeşiller’in yükselişinin incelendiği yazılarda önemli bir saptama yer alıyor: Yeşiller herkesin oy verebileceği bir parti durumuna geldi. Almanya toplumunun psikolojisini en iyi anlayan parti bunlardır.

Liberallerden Hıristiyan Demokratlar’a, sosyal demokratlardan sola kadar politik olarak bulunduğu yerdeki gelişmelerden memnun olmayan çok kişi Yeşiller’e destek olabiliyor.

Bu destek, kaygan bir destektir ama böyle bile olsa destektir.

Yeşiller denildiğinde akla, bu partinin Kürtlerle olan ilişkisi de gelir.

1980’li ve 1990’lı yıllarda bu parti Türkiye’deki Kürtlerin haklarını militanca savunur, Almanya hükümetlerinin işbirlikçi tutumunu sürekli teşhir eder, Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmasını isterdi.

Hürriyet Gazetesi’nde Ertuğ Karakullukçu, her yazısında bu partiye ve göçmenler arasındaki tanınmış ismi Cem Özdemir’e veryansın ederdi.

Bir başka tanınan isim Claudia Roth için ise, “Sevgilisi Kürttür” türünden pek seviyeli açıklamalar yapılırdı…

Sonra durum değişti.

Yeşiller sadece bu konuda değil, başka konulurda da önemli bir evrim geçirdiler.

Türkiye Cumhuriyeti devletine ve hükümetine yönelik eleştirileri halen var…

Kimin yok ki?

Ama bu durum onların Türkiye hükümetleriyle önemli oranda yakınlaşmış olmasını ortadan kaldırmıyor.

Gelecek yazıda bu değişim sürecini irdelemeye çalışacağım.